Başkanlık Sistemiyle Sağlıklı Bir Demokrasi Kurabilmek

“Bizim uğrunda mücadele ettiğimiz hükumet seçimli bir despotizm olmayıp, bir yandan özgürlük ilkelerine dayanan ama aynı zamanda güçlerin farklı organlar arasında bölünmesini ve dengelenmesini gerektiren bir hükumet idi; öyle ki, diğerleri tarafından fiilen dengelenip kısıtlanmadan, hiçbir güç kendi hukuki sınırlarını aşamamalıdır.”
Amerika dışında bu sistemi kusursuz uygulayan ülke görülmemiştir

Yıllardır ülkemizde başkanlık sistemine geçilsin mi, geçilmesin mi ya da yarı başkanlık olsun mu tartışmaları yapılıyor.

erdoğan

Bu tartışmalar Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ile daha da alevlendi.
Halk arasında Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin sembolik olduğu gibi bir yanılgı var.
Türkiye’de devlet başkanının yetkileri olması gerekenden (parlamenter sisteme göre) çok daha geniştir.
Aslında adına bir tek “başkanlık sistemi” dememişiz ama anayasada başkanlık sistemini kurmuşuz bile.
Ayrıca bu ülkede işlemekte olan bir de güçlü başbakanlık sistemi var.
Burhan Kuzu’nun doksanlı yıllarda, “300 milletvekili çıkaran adamı durdurmak neredeyse imkânsız” sözlerini bu minvalde değerlendirmek gerekiyor.
Anayasanın 104. maddede Cumhurbaşkanına bu anlamda geniş yetkiler vermiştir.
Bugüne kadarki Cumhurbaşkanları, anayasanın kendilerine verdiği yetkileri tam olarak kullanmadı.
İcranın başı başbakandır, seçilerek gelmiştir, yetki de ondadır diyerek yetkilerini kullanmaktan gönüllü olarak feragat etmişlerdir.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan daha seçilmeden kendisinin çok farklı bir Cumhurbaşkanı olacağını ve anayasanın tanıdığı tüm yetkileri kullanacağını seçimlerden önce deklare etmiştir.
Peki, durum böyle olduğu halde neden Sayın Erdoğan başkanlık sisteminde ısrar etmekte?
Bana kalırsa Erdoğan bu sistemi kendisi sonrası dönem için istemekte.
Erdoğan, Türkiye’nin gelişmesi için başkanlık sisteminin daha doğru olacağına inanıyor.

başkanlıkla yönetilen

Gelelim Başkanlık Sistemine…
Başkanlık sistemi temsili rejim türlerinden biridir.
Bu sistemde yürütme devlet başkanı ve onun oluşturacağı kabineye, yasama ise meclis’e aittir ve güçler bölüşülmüştür.
Başkan halk tarafından seçildiği için güvenoyu alması gerekmez ve meclis tarafından düşürülemez.
Bu rejim anayasal planda kuvvetlerin bağımsızlığına dayanmaktadır.
Temelde kuvvetlerin eşitlik koşulu gerekmektedir.
Elbette bu sadece hukuki bir eşitliktir.
Siyasi açıdan yürütmenin yasamaya üstünlüğüne yol açar.
Yargı bağımsızlığı tüm demokratik rejimlerde ortak bir ilkedir.
Başkanlık sisteminde ise, yasama ve yürütme arasındaki ayrım da sertleştirilir.
Bu kuvvetler ayrılığı meselesi sert bir biçimde uygulanmazsa, bu işin sonu diktatörlüktür.
Ancak; Başkanlık sistemi, eğer gereğine uygun şekilde yapılırsa kuvvetler ayrılığını güçlendirecektir.

juan linz

Karşılaştırmalı politika uzmanı Juan Linz‘e göre iki sistem arasındaki bir diğer önemli fark; başkanlık sisteminde başkan’ın görev süresi boyunca yerini istediği sürece koruyabilmesine olanak veren düzenlemelerdir.
Oysa parlamenter sistemde mecliste hükümetin ve başbakan’ın düşürülmesi olasıdır.

Amerikalılar Avrupa’daki merkeziyetçi mutlak monarşinin sonucunun güç toplanması ve zorbalığın yaratılması olduğunu düşünüp, yeni bir sistem arayışına gitmiştir.
Öngördükleri şu olmuştur; kuvvetler ayrılığı sayesinde bir kişi ve ya grubun bütün devlet yetkilerini elinde toplamasını önlemektir.

thomas

Amerikan anayasasının fikir babalarından Thomas Jefferson’un bu konuya dair şunları söyledikleri bilinir:
“Bizim uğrunda mücadele ettiğimiz hükumet seçimli bir despotizm olmayıp, bir yandan özgürlük ilkelerine dayanan ama aynı zamanda güçlerin farklı organlar arasında bölünmesini ve dengelenmesini gerektiren bir hükumet idi; öyle ki, diğerleri tarafından fiilen dengelenip kısıtlanmadan, hiçbir güç kendi hukuki sınırlarını aşamamalıdır.”
Amerika dışında bu sistemi kusursuz uygulayan ülke görülmemiştir.

Bu sistemin tam olarak uygulanabilmesi için demokrasi kültürünün ve uzlaşı kültürünün oturmuş olması gerekiyor.

Mesela bir kaç örnek vermek gerekirse;
Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda birbiri ile uzlaşacak kurumlar var mı?
Yargı organları siyasal süreci kilitleyecek bir noktadan uzak mı?
Başkan ve parlamento uyumlu hareket edebilecek mi?

Kabul edelim veya etmeyelim, bu sistem doğru işletilmediğinde çok çabuk rejim krizine yol açabilecek bir sistem.
Oysa ki, Osmanlı’nın son dönemi ile birlikte parlamenter sistemde 100 yıllık bir tecrübemiz var.
Bu yüzyıllık tecrübeyi bir kenara bırakıp bilmediğimiz sisteme adım atmak insanların çoğunu tedirgin etmekte.
Başkanlık sistemiyle sağlıklı bir demokrasi kurabilmeyi başaran bir tek ülke ABD’dir.

Neticede bu meselenin yeterince tartışılmasında fayda var.
Başkanlık sisteminin bu ülke için “amentü” niteliğinde olduğunu söyleyenlere de veya bir felaket olduğunu söyleyenlere de kulak tıkamak gerekiyor öncelikle.
Sırf Tayyip Erdoğan istedi diye ret eden veya sırf Tayyip Erdoğan istedi diye kabul eden bir kitleden bağımsız şekilde en ince ayrıntısına kadar tartışılması gerekiyor.
Mesela;
İki meclisli bir sistemde başkanlık sistemi nasıl işler?
Kabinenin meclis dışından kişilerle oluşması faydalı veya zararlı olabilir mi?
Kuvvetler ayrılığı meselesi, yürütmenin denetlenmesi, seçim sistemine dair neler biliyoruz?
Söylediğimiz gibi, başkanlık sistemi bu ülkede enine boyuna tartışılmalı.
Ancak bir şeye dikkat edilmeli.
Türkiye’de sistem başkanlık sistemi kuracağız diyerek, federal devlet-federe devletler yapısına dönüştürülürse, bu, Türkiye Cumhuriyetinin parçalanması anlamına gelir.

Av. Özlem Ağca

 

başkanlıksistemivekorkular

Zilyetliğe İlişkin Koşullar

Bu sebeple zilyetlik mülkiyet hakkına bağlı değildir.
Zilyet olan kimsenin malik olması şart değildir.

 

Zilyetlik, en basit olarak bir kimsenin taşınır (menkul) veya taşınmaz (gayrimenkul) bir mal üzerindeki fiili hakimiyeti olarak tanımlanabilir.
Zilyetliğe sahip olan kişiye zilyet denir.
Mülkiyet bir kimsenin eşya üzerindeki hakkını ifade eder.
Hâlbuki zilyetlik, bu haktan bağımsız olarak sadece eşya üzerinde var olan bir hakimiyet durumunu gösterir.
Bu sebeple zilyetlik mülkiyet hakkına bağlı değildir.
Zilyet olan kimsenin malik olması şart değildir.

 

Zilyetliğe İlişkin Koşullar Şunlardır: 

-Malik Sıfatıyla Zilyetlik

-Çekişmesiz Zilyetlik

-Aralıksız Zilyetlik

-Zilyetliğin Geçici Olarak Kullanılması

-Zilyetliğin Zorlayıcı Sebepler Altında Geçici Olarak Terk Edilmesi

-Zilyetliğin Kaybı

-Yirmi Yıllık Zilyetlik

-Eklemeli Zilyetlik

-Kömür Havzasındaki Taşınmazlar

-Mülkiyet Hakkının Doğduğu An

-Zamanaşımı Yoluyla Kazanılacak Taşınmaz Miktarı

-Taşınmazın Sulu-Kuru Ayırımı

-Zilyetliğin kanıtlanması

 

zilyetlikkoşullar

 

 

 

Boşanma Davalarında Eşlere İlişkin Geçici Önlemler

Eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemler

a) Barınmaya ilişkin geçici önlemler

b) Aile konutuna ilişkin geçici önlemler

-Eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemler

a) Tedbir nafakasının niteliği

b) Tedbir nafakasında istek

c) Tedbir nafakasında süre

d) Tedbir nafakasında kararın kapsamı

e) Tedbir nafakasında usul

-Eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemler

a) Türk Kanunu Medenisine göre

b) Türk Medeni Kanununa göre

c) Birlikte açılan davaların incelenmesi

-Boşanma davasında diğer geçici önlemler

a) Genel olarak

b) Yabancı unsurlu boşanma davalarında geçici önlemler

c) Ailenin korunmasına dair kanuna göre alınan önlemler

d) Eşler birlikte yaşarken alınan önlemler

e) Birlikte yaşamaya ara verilmesinde alınan önlemler

f) Tasarruf yetkisinin sınırlanması

-Boşanma davasında çocuklara ilişkin geçici önlemler

a) Genel olarak

b) Bir tarafın himayesine bırakmak

c) Kişisel ilişkiyi düzenlemek

d) Tedbir nafakası vermek

e) Mallarına ilişkin önlem alman

f) Çocuk kaçırmada önlem

Bütün bu başlıkları mümkün olduğunca ileri ki yazılarımızda tek tek ele alacağız.

Türk Medeni Kanuna göre eşlere yönelik olarak örnek verilen önlemler şunlardır.

-Eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemler

a) Barınmaya ilişkin geçici önlemler

b) Aile konutuna ilişkin geçici önlemler

 

-Eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemler

a) Tedbir nafakasının niteliği

b) Tedbir nafakasında istek

c) Tedbir nafakasında süre

d) Tedbir nafakasında kararın kapsamı

e) Tedbir nafakasında usul

 

-Eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemler

a) Türk Kanunu Medenisine göre

b) Türk Medeni Kanununa göre

c) Birlikte açılan davaların incelenmesi

 

-Boşanma davasında diğer geçici önlemler

a) Genel olarak

b) Yabancı unsurlu boşanma davalarında geçici önlemler

c) Ailenin korunmasına dair kanuna göre alınan önlemler

d) Eşler birlikte yaşarken alınan önlemler

e) Birlikte yaşamaya ara verilmesinde alınan önlemler

f) Tasarruf yetkisinin sınırlanması

 

-Boşanma davasında çocuklara ilişkin geçici önlemler

a) Genel olarak

b) Bir tarafın himayesine bırakmak

c) Kişisel ilişkiyi düzenlemek

d) Tedbir nafakası vermek

e) Mallarına ilişkin önlem alman

f) Çocuk kaçırmada önlem

 

Bütün bu başlıkları mümkün olduğunca ileri ki yazılarımızda tek tek ele alacağız.

 

geçiciönlemler

 

 

 

 

 

 

Tarıma Elverişli Olmayan Taşınmazlar

Türk Hukuk Sisteminde, köy boşluklarını düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır

Tarıma elverişli olmayan arazilerin mahiyet ve nitelikleri itibariyle olağanüstü zamanaşımı yolu ile kazanılmaları mümkün değildir. Bu tür yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdir. Ancak, kanunların açıkça düzenlediği ve izin verdiği hallerde kazanılmaları mümkün olabilir.

 

– Ekilemez arazi

Kadastroca tespit ve sınırlandırmaya tabi tutulmayan paftasında ekilemez arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılmak suretiyle kadastro işlemi yapılan yerler için kullanılmaktadır.

 

-Boz ve hali yerler

Boz ve hali yerler, köy orta mallarından değillerdir. Boz ve hali arazi bu niteliği ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılmaz.

 

-Taşlık ve kayalıklar

Tarıma elverişli olmayan kayalık, taşlık, çakıllık ve dağlık alanlar Devletin hüküm ve tasarrufu alanındaki sahipsiz yerlerdir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu tür yerlerin doğal yapıları gereği olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaları mümkün değildir.

 

-Çalılık ve fundalıklar

Orman sayılmayan bu tür yerler kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılır. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu tür yerlerin olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaları mümkün değildir. Ancak 3402 sayılı KK.’nun 17. maddesinde yazılı koşullar altında para ve emek sarf edilerek kültür (ekin)  arazisi haline getirilmeleri ve 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edilmiş olmaları halinde kazanılması mümkün olabilir.

 

-Köy boşlukları

Türk Hukuk Sisteminde, köy boşluklarını düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Köy boşluğu kavramı, Yargıtay uygulamaları ve kararları ile kabul edilmiş ve yerleşmiştir. Uygulamada mülkiyeti Hazineye ait bu tür yerler köy boşluğu olarak nitelendirilmektedir. Hiç kimse tarafından kazanılmayan yerlerin mülkiyeti hazineye aittir.

 

Kaynak: Süleyman Sapanoğlu – Tapu İptali ve Tescil Davaları (Yargıtay 8. H.D. Onursal Başkanı)

 

tarımauygunolmayan

Eylemli Ayrılık Sebebiyle Boşanma

Eylemli ayrılığa dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için gerekli koşullar şunlardır

 

Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun düzenlediği mutlak boşanma sebeplerindendir. Aynı zamanda bir genel boşanma sebebidir.

Eylemli ayrılığa dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için gerekli koşullar şunlardır:

 

-Reddedilmiş bir boşanma davası bulunmalıdır.

a) Herhangi bir ret kararına dayanılabilir.

b) Her türlü ret kararı dayanak olabilir.

c) Dayanak ret kararı kesinleşmiş olmalıdır.

d) Dayanak ret kararı kesinleşmemişse.

e) Başka sebeple bekleme süresinde açılmış ve sonuçlanmış dava engel oluşturamaz.

 

-Ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın kurulamamış olmalıdır.

a) Ortak hayat yeniden kurulmamış olmalıdır.

b) Ortak hayatın yeniden kurulmamış sayılmadığı durumlar

c) Ortak hayatın yeniden kurulmadığını ispat.

 

-Ret kararının kesinleşmesinden sonra üç yıl geçmiş olmalıdır.

a) Salt fiili ayrılık

b) Dayanak ret kararının kesinleşmesinden sonra 3 yıl geçmişse

c) Dayanak ret kararının kesinleşmesinden sonra 3 yıl geçmemişse.

 

-Usul Hükümleri

a) Taraflar.

b) Davanın konusuz kalması.

 

eylemliayrılık

 

 

 

Tapu Kaydı Sayılan Belgeler

Süresinde tapu dairesine verilen Hazine- Hassa defterleri tapu kaydı niteliğindedir

-Onanmış Yoklama Kayıtları

Osmanlı döneminde 1872 yılından itibaren yazımla görevlendirilen kurullar toprakların, mahalle ve köy esası üzerinde yazımına başlamış ve aralıklarla devam eden uğraşılar ile yoklama defterleri düzenlenmiştir. Bu defterler, bağlı oldukları kaza ve liva meclisi idaresince onanmasıyla geçerli bir kayıt sayılmıştır.

-Süresinde tapu dairelerine devredilmiş vakıf defterlerinde yazılı kayıtlar

1875 ve 1876 tarihli fermanlar uyarınca çıkarılan talimatlarla, müstesna vakıflar hariç olmak üzere diğer vakıf taşınmazları ait tapu idaresinden yapılması ve mütevelliler tarafından verilen temessükler yerine tapu senedi verilmesi hükme bağlanmıştı.  1913 yılında çıkarılan Emvali Gayrimenkullerin Tasarrufu Hakkındaki Kanunla tapu dairelerine devredilmiştir. Süresinde tapu idarelerine devredilen vakıf defterlerinde yazılı kayıtlar tapu kaydı hükmünde mülkiyet belgeleridir.

-Mütevellileri tarafından tapu dairelerine devredilmiş temessük kayıtları

Temessük kaydı süresinde tapu idaresine devredilmiş ise, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1964 yılında verdiği karar doğrultusunda tapu kaydı sayılır.

-Tapu dairelerine devredilmiş Hazine-i Hassa defterleri

Süresinde tapu dairesine verilen Hazine- Hassa defterleri tapu kaydı niteliğindedir.

Kaynak: 

Süleyman Sapanoğlu (Yargıtay 8. H.D. Onursal Başkanı) / Bilge Yayınları 2015

 

tapukaydı

 

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın uzun süre sonra tebliğe çıkarılması açıklanan iradenin samimi olmadığının göstergesi sayılır

Anlaşmalı boşanma 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun düzenlediği genel boşanma sebeplerindendir.

Anlaşmalı boşanma için yasa koyucunun gerçekleşmesini istediği koşullar şunlardır:

-Evlilik Süresi

Türk Medeni Kanunu anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını istemektedir.

Eşlerin bir yıllık süreyi birlikte geçirmiş olmaları gerekli değildir.

 

-Başvurma

a) Eşlerin birlikte başvurmaları

b) Eşlerden birinin açtığı davayı (TMK 166 f. I hükmüne göre) diğer eşin kabul etmesi

c) Davanın iflas idaresine yöneltilmesi

 

-Tarafların Dinlenmesi

a) Taraflar bizzat dinlenmelidir

b) Tarafların imzaları alınmalıdır

c) Eşlerden biri vesayet altında ise TMK 166 f. I hükmüne göre inceleme yapılmalıdır.

d) Saik dikkate alınmalıdır.

 

-Tarafların İradelerinin Serbestçe Açıklandığına Kanaat Getirilmesi

a) Genel olarak

Anlaşma boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekiyor.

b) Kararın uzun süre sonra tebliğe çıkarılması

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın uzun süre sonra tebliğe çıkarılması açıklanan iradenin samimi olmadığının göstergesi sayılır.

 

-Düzenlemenin Uygun Bulunması

a) Her hususta anlaşma sağlanmalıdır.

b) Düzenlemede değişiklik yapılırken tarafların görüşü alınmalıdır.

c) Düzenleme dışı karar verilmemelidir.

d) Düzenleme uygulanabilir olmalıdır.

e) Mal rejimin tasfiyesi anlaşma kapsamında değildir.

 

anlaşmalıboşanma

 

 

Boşanma Davasında Eşlerin Kusur Oranlarının Belirlenmesi

Bir eşin sürekli hakaret etmesine karşın, sadakatsiz davranan diğer eş eşit kusurlu sayılır.
Yargıtay uygulamasında eşit kusur sayılan değişik örneklere rastlamak mümkün.

Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davasında eşlerin kusur oranlarının belirlenmesini şu başlıklar altında açıklayabiliriz.

-Genel Olarak
Eşlerin kusur oranlarının belirlenmesi fer’i hükümlerinin uygulanması açısından önem kazanmaktadır.
Tarafların kusur durumlarını belirleyen bozma ilamına uyulduktan sonra yeniden kusur değerlendirmesi yapılamaz.

-Eşlerin Eşit Kusurlu Sayılması
Bazı örnekler;
Eşlerden birinin güven sarsıcı davranışlarda bulunmasına karşılık diğer eş fiziksel şiddet uygulamışsa eşler eşit kusurlu sayılır.
Bir eşin hakaret etmesine karşın ona fiziksel şiddet uygulayan diğer eş eşit kusurlu sayılır
Eşlerden birinin güven sarsıcı davranışlarda bulunmasına karşılık diğer eş sadakatsiz davranmışsa eşler eşit kusurlu sayılır.
Bir eşin sürekli hakaret etmesine karşın, sadakatsiz davranan diğer eş eşit kusurlu sayılır.
Yargıtay uygulamasında eşit kusur sayılan değişik örneklere rastlamak mümkün.
-Eşin Az Kusurlu Sayılması
Bazı durumlarda boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerden biri az kusurlu sayılabilir.

-Eşin Ağır Kusurlu Sayılması
Eşlerden birinin hakaret etmesine karşılık diğer eş fiziksel şiddet uygulamış, hakaret etmiş ve tehdit etmişse ağır kusurlu sayılır.

-Eşin Tam Kusurlu Sayılması
Boşanmaya sebep olan olaylarda eşin tam kusurlu olduğu durumlara şu örneği verebiliriz.
-Boşanmaya neden olaylarda koca akıl hastası olduğundan kusuru bulunmadığı gibi eşini döven davacı tam kusurludur.

kusur oranları
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Boşanma Davasında İspat Araçları

İspat araçları elbet sadece yukarıdaki örneklerden ibaret değildir.

Diğer yazılmamış ispat araçları da kullanılabilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında olayların ispatı konusu nasıl bir yer tutar?

Bu konuyu şu başlıklar altında ele alabiliriz.

-İspat Yükü

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında olayların ispat yükü davacıya aittir.

Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispat olarak saymaz.

-İspat Araçları

a) Tanık anlatımları

  1. Akraba olan tanık anlatımları
  2. Çelişkili tanık anlatımları
  3. İnandırıcı olmayan tanık anlatımları
  4. Görgüye dayanmayan tanık anlatımları

b) Zabıta araştırması

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında ispat araçlarından biri de zabıta araştırmasıdır.

c) Dava dosyaları

  1. Nafaka dosyaları
  2. İcra dosyaları
  3. Ceza dosyaları
  4. Ret edilen boşanma dosyaları
  5. Hazırlık evrakı
  6. Diğer dava dosyaları

d) Kayıtlar

  1. Otel kayıtları
  2. Pasaport kayıtları
  3. Bilgisayar kayıtları
  4. Telefon kayıtları
  5. Diğer kayıtlar

f) Belgeler

  1. Yazı
  2. Fotoğraf
  3. Film
  4. Faturalar
  5. Diğer belgeler

g) Diğer ispat araçları

İspat araçları elbet sadece yukarıdaki örneklerden ibaret değildir.

Diğer yazılmamış ispat araçları da kullanılabilir.

ispat araçları
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Evliliğin İptali Davası

Mutlak butlan sebebiyle dava açabilmek için evliliğin bir tarafı olmak şart değil. Herhangi bir aile bireyi bu davayı açabildiği gibi, Cumhuriyet savcıları da açabilir. Mutlak sebeplerle evliliğin iptali davasında süre kısıtlaması yoktur.

Evliliğin iptali davası nedir?

Evliliğin iptali boşanma değildir.Türk Medeni Kanunu bireylere evliliğin iptali hakkını tanımaktadır.  Evliliğin iptali, hukuken geçersiz olarak yapılan veya sonradan geçersiz hale gelen bir evliliğin mahkeme kararı ile iptal edilmesidir.

Evliliğin iptalinin şartları nelerdir?

1) Mutlak Butlan (Mutlak geçersizlik sebepleri)

Mutlak butlan sebebiyle dava açabilmek için evliliğin bir tarafı olmak şart değil. Herhangi bir aile bireyi bu davayı açabildiği gibi, Cumhuriyet savcıları da açabilir. Mutlak sebeplerle evliliğin iptali davasında süre kısıtlaması yoktur.

Medeni Kanun’da belirlenmiş olan mutlak butlan sebepleri şunlardır:

-Eşlerden birinin, evlilik sırasına zaten evli olması,
-Eşlerden birinin, evlilik sırasında sürekli olarak temyiz kudretinden (ayırt etme gücünden) yoksun olması,
-Eşlerden birinin, evlenmeye engel bir akıl hastalığının bulunması,
-Eşler arasında evliliğe engel teşkil edecek bir hısımlık (akrabalık) bulunması.

2) Nispi Butlan (Nispi geçersizlik sebepleri)

Nispi sebeplere dayalı evliliğin iptali davası sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gerekir.

Nispi butlan sebepleri şunlardır:

-Küçük veya kısıtlının, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenmesi,
-Eşlerden birinin, evlilik sırasında geçici olarak temyiz kudretinden (ayırt etme gücünden) yoksun olması,
-Yanılma (evlilik istemediği halde yanılarak evlenme, yanılgı sonucunda istenmeyen kişiyle evlenme ve evlendiği kişinin çok önemli bir niteliğinde yanılgıya düşme halleri)
-Aldatma (evlendiği kişin onur ve namusu konusunda aldatılma veya ağır ve tehlikeli bir hastalığın gizlenmesi sonucunda evlenme halleri)
-Korkutma (kendisinin veya yakınlarının hayatına, sağlığına veya onur ve haysiyetine yönelik ciddi bir tehlike ile korkutulma sonucunda evlenme hali)

iptali davası
Ağca Hukuk ve Danışmanlık