Suç Mağdurlarının Şikayet Hakkı

devlet maruz kaldığınız suç nedeniyle size Cumhuriyet savcısının yanında belirli oranda yargılama sürecine katılma hakkı vermiştir.

Şikayet ettiğiniz olayın gerçekten vuku bulmuş olması veya şikayet ettiğiniz kişinin gerçekten o suçun şüphelisi olması, en azından sizin bu şekilde düşünmenizin makul gerekçeleri bulunması gerekir.

Ceza mahkemelerinde dava açmak yetkisi Cumhuriyet savcılarına aittir.

Bir suç mağduru iseniz Cumhuriyet savcısına yapacağınız şikayet üzerine savcı gerekli araştırmayı yapacak ve gerek görürse kamu adına ceza davası açacaktır.

Cumhuriyet Savcılıklarına şikâyet mutlaka suç ile ilgili olmalıdır.
Kiranın ödenmemesi, boşanma, alacağın ödenememesi gibi hukuki konular savcılığın görev alanına girmez.

Bunlar için dilekçe ile Hukuk Mahkemelerine başvurmamız gerekir.
Bu konuda bir avukata başvurmanız yararlı olabilir.

Şikayet, Cumhuriyet Savcılığına veya kolluk makamlarına giderek maruz kaldığınız suçu ve biliyorsanız faillerini ve cezalandırılmaları talebinizi bildirmeniz demektir.

Olayları kısaca anlatan bir dilekçe götürmekte yarar vardır ancak zorunlu değildir.

Hukuk davaları tarafların iradeleri ile açılır ve devam eder.
Oysa ceza davaları kamu adına yapılan bir taleple başlar ve Cumhuriyet savcısı davanın kamu adına tarafıdır.

Bu nedenle usul işlemleri hukuk mahkemelerine göre daha basittir.
Yetkili makamlara işlenen suçu bildirmeniz yeterlidir.

Hukuk mahkemesinde olduğu gibi usul nedeniyle hak kaybına uğramanız söz konusu değildir.

Ceza davasında yargılama kamu adına yapılır.

Ancak devlet maruz kaldığınız suç nedeniyle size Cumhuriyet savcısının yanında belirli oranda yargılama sürecine katılma hakkı vermiştir.
Şikayetçi olmanız veya davaya katılmanız halinde yargı süreci boyunca çeşitli işlemlere dahil olabilirsiniz.

Mağdur bir suç işlenmesiyle hakları ihlal olan kişidir.

Suçtan mağdur olan kişilerin devletten ilgili kişinin cezalandırılmasını talep etmelerine “şikayet” denir.

Her mağdur şikayetçi olmayabilir.

Bu nedenle böyle bir ayrım yapılmıştır.

Bazı hafif suçların kamu tarafından cezalandırılması mağdurun şikayetine bağlanmıştır.

Daha ağır suçlarda ise şikayete gerek yoktur.

Kamu davası açıldığında, şikayetçi davaya katılarak dava boyunca yapılacak usulü işlemlerin tarafı olabilir.

Davaya katılmak bir usul işlemidir, katılma isteğini mahkemeye beyan etmekle yapılır.

Mahkeme katılma talebini uygun bulursa katılan mahkemenin yaptığı işlemlerde taraf olur.

Örneğin tanık gösterebilir, dinlenilen tanığa mahkeme aracılığı ile soru yöneltebilir, kararın aleyhine temyiz yoluna gidebilir. Katılma; fiilen davaya girmek, her celse orada olmak anlamına gelmez.

Mahkeme usulü açısından davaya taraf olmak demektir.

Mağdur veya suçtan zarar gören kişiler adına kamu görevlileri gerekli işlemleri yapacaktır.

Ancak bunlar çocuk, sağır, dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastalarına doğrudan avukat ataması yapılacaktır.

Kendinizi bir avukatla temsil ettirmenizde her zaman yarar vardır ancak bu bir zorunluluk değildir.

Cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların mağduru olan kişiler Davaya katılmış olmaları şartıyla baro tarafından kendilerine avukat görevlendirilmesini isteyebilirler.

Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukatı olması bir yasal zorunluluktur.

Avukatları yoksa Baro tarafından kendilerine avukat atanır.

Cumhuriyet Savcısı kanunun izin verdiği hallerde, faili savcılığa davet eder.

Suçtan dolayı sorumluluğu kabul edip etmediğini sorar.

Fail suçu ve fiilden doğmuş olan maddi ve manevi zararların tümünü veya büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabul ederse durumu size bildirilir.

Siz de verilmiş zararın tümü ile veya büyük bir kısmının giderilmesini özgür iradenizle kabul eder ve uzlaşma niyeti bildirirseniz soruşturma sürdürülmez.

şikayet hakkı
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

İcra Takibi Üzerine Bilinmesi Gerekenler

Haciz işlemi memur işlemi olup kanuna aykırılık söz konusu ise icra mahkemesine şikayet davası açabilirsiniz.

Alacaklının borçludan alacağını almak için icra müdürlüğünde başlattığı işlemin hukuki adıdır.

Aşağıda ayrıntıları açıklanacağı üzere borçlunun mal ve haklarına icra müdürlüğü aracılığı ile el konulması demektir.
Halk arasında icra işlemlerinin tümünü kapsayacak şekilde kullanılmakta ise de haciz icra takibi işlemlerinin bir aşamasından ibarettir.

İcra müdürlüğü tarafından gönderilen tebligatlar genellikle icra takibi üzerine düzenlenen ödeme veya icra emridir.
Üzerini dikkatle okuyunuz.
Süreli olduğunu unutmayınız.

Her ikisi de ödemediğiniz bir borç bulunduğunu ve icra müdürlüğü aracılığı ile tahsil edileceğini bildiren belgelerdir.
İcra takibinin birden çok çeşidi vardır:
-İlamsız takip
-Kambiyo senetlerine özgü takip
-İlamlı takip

İlamsız takip ve kambiyo senetlerine özgü takip yolunda ödeme emri, ilamlı takipte icra emri gönderilir.

İcra müdürlüğü tarafından düzenlenerek borçluya gönderilen bu belgelerde aşağıdaki bilgiler gösterilir:
-Alacaklının adı, adresi
-Borçlunun adı, adresi
-Borç miktarı
-İşleyecek faiz oranı
-Faiz başlangıç tarihi

Ödeme/icra emri mal ve haklarınızın haczedilmesinden önceki son aşama olabilir.
Bu belgeleri dikkatle okuyunuz.
Alt kısımlarında yapmanız gerekenler ve yasal haklarınız yazılıdır.
Bu haklarınızı kullanınız.
Ödeme/icra emrinde yazılı metin size zor ve karmaşık geliyorsa hukuki yardım almanız önerilir.

Borcu karşılayacak miktarda malvarlığınızı açıkça bildireceğiniz bir dilekçedir.
Ayrıca açık adresinizi de bildirmeniz gerekir.
Uyarı yazısında ayrıntısı ile belirtildiği üzere 10 gün içinde mal beyanında bulunmanız zorunludur.

İcra mahkemeleri, borçluların borca ve imzaya itirazları ile alacaklı ve borçlunun icra müdürlüğünün işlemlerine ilişkin şikayetlerini incelemekle görevli mahkemelerdir.

İddialar yazılı delil ile kanıtlanır.
Yazılı deliliniz yoksa genel mahkemeye başvurmanız tavsiye edilir.

Bu halde tebligatın usulsüzlüğünün tespitini isteyebilir veya gecikmiş itirazda bulunabilirsiniz.
İtiraz etmemeniz halinde, itiraz süresi sonunda hakkınızdaki icra takibi kesinleşir.
Takip kesinleştikten sonra evinize hacze gelinebilir, bankada bulunan paralarınıza, gayrimenkullerinize ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacağınıza haciz konulabilir.

İcra memurunun gözetiminde alacağın tahsili için yetecek miktarda eşyanın tespit edilerek haciz tutanağına yazılmasıdır.
Alacaklının talebi olursa eşyalarınız evinizden alınarak yediemin depolarına götürülebilir veya size yediemin olarak
bırakılabilir.

Haciz sırasında alacaklı veya vekili isterse hazır bulunabilir.

Haciz işlemi sırasında icra memuru beyan ve taleplerinizi haciz zaptına yazmakla yükümlüdür.

Haciz tutanağını dikkatle okuyunuz, okumadan imzalamayın.

Talepleriniz yazılmaz ise bu hususu yazarak zaptı imzalayabilirsiniz.

Haciz işlemi memur işlemi olup kanuna aykırılık söz konusu ise icra mahkemesine şikayet davası açabilirsiniz.

Bu dava süreye tabi değildir.

Emekli maaşları kural olarak haczedilemez.
Takip kesinleştikten sonra borçlunun onayı halinde haczedilebilir.
Emekli maaşlarında haczin kaldırılması süreye bağlı değildir ve icra müdürlüğünden talep edilir.

Bir tane konutunuz varsa ve satılması halinde, satış değeri ile sosyal konumunuza uygun başka bir ev almanız mümkün değilse haczi mümkün değildir.

Bu halde şikayet 7 günlük süreye tabidir ve icra mahkemesine yapılır.
Haczedilen eşyanın borçluya ait olmaması halinde bu durum borçlu tarafından icra memuruna ifade edilir ve haciz tutanağına yazılır.

Bu halde eşyanın sahibi olduğu bildirilen kişiye durum bildirilir.

Üçüncü kişinin “istihkak davası” açma hakkı vardır.

Karmaşık bir dava olup hukuki yardım alınması önerilir.

Haksız bildirim yapılması halinde tazminat ödeme yükümlülüğünüz doğabilir.

Haczedilen eşyalar alacaklının talebi olursa yediemin depolarına götürülür.

Daha sonra yasal olarak icra müdürlükleri tarafından satılır.

Satış bedeli alacaklıya ödenir.

İcra takibine neden olan borcunuzu ve icra masraflarını ödediğinizde haczedilen eşyanızı geri alabilirsiniz.

Eşyanızın tutulduğu yediemin deposunun ücretini de sizin ödemeniz gerekir.

Kural olarak borçlu sorumludur.

Ancak takibi başlatan alacaklı önce masrafları öder ve daha sonra esas alacak ile birlikte borçludan tahsil eder.

icra takibi
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

İdari Dava Açarken Bilmeniz Gerekenler

Dilekçenizin konu kısmına ve talep kısmına mutlaka “yürütmenin durdurulması talebi ile” ibaresini koymanız gerekir.

Dava harcı ve posta gideri alınacağını hesap ederek hazırlıklı gidiniz.

Önceden mahkemeye başvurup harç ve posta giderinin ne kadar tutacağını öğrenmeniz yararlı olacaktır.

Devlet kurumları tarafından yapılan işlere karşı dava açılması demektir.
Bu yolla açılan davalarda idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir, yerindeliği denetlenmez.

İdari davalar idare mahkemesinde, vergi mahkemesinde veya Danıştay’da açılır.

Dava konusu olan idari işlemin yapıldığı yerdeki mahkemede açılır.

Bulunduğunuz yerde idare ve vergi mahkemesi varsa doğrudan mahkemeye giderek elden teslim etmelisiniz.

Önceden mahkemeye başvurup harç ve posta giderinin ne kadar tutacağını öğrenmeniz yararlı olacaktır.

Dilekçenizi asliye hukuk hakimliğine verebilirsiniz.

Açacağınız dava Danıştay’ın yetki alanına giriyor ise, dilekçenizi varsa idare ve vergi mahkemesi başkanlıklarına, yoksa asliye hukuk hakimliklerine verebilirsiniz.

İdarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin iptali ve uğranılan zararın tazmini için açılır.

Dava açılması için ilgili işin idare tarafından yapılmış olması gerekir.

Ayrıca bu işlemin kesin olarak tamamlanmış olması gerekir.

Eğer idari işlem devam ediyorsa, başka bir makamın onayına ihtiyaç varsa veya verilen karara karşı başvuru yaparak kararın değiştirilmesini talep etmek imkanı varsa o işlem kesin olarak tamamlanmamış demektir.

Önce idari yolların tamamının bitirilmesi gerekir.

İdari eylemlerden hakkınız ihlal edilmiş ise idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarınızın yerine getirilmesini istemeniz gerekir.

İdare tarafından size yazılı bildirim yapılmasını takiben vergi mahkemelerinde 30, idare mahkemelerinde veya Danıştay’da
60 gün içerisinde dava açmanız gerekir.

Bu süreler dışında özel kanunlarda düzenlenen dava açma süreleri de vardır.

Eğer idareye başvurduğunuz halde size 60 gün içinde cevap verilmez ise talebiniz reddedilmiş gibi hareket etmeniz gerekir.
Dava açma süreniz idareye başvurunuzun üzerinden 60 gün geçtikten sonra işlemeye başlayacaktır.

İdare, yaptığınız başvuruya 60 gün içerisinde cevap verdiği halde cevabın kabul veya ret anlamını taşıyacak açıklıkta olmadığı hallerde, doğrudan dava açabilir veya idarenin işlemi tamamlaması için bekleyebilirsiniz.

Bekleme süresi 6 ayı geçemez. 6 aylık süre tamamlandıktan sonra 60 gün içinde dava açmazsanız dava açma hakkınızı kaybedersiniz.

Adresiniz bulunamadığı için ilan yoluyla tebligat yapılmış olabilir.
Son ilan tarihinden sonra 15 gün içerisinde dava açmanız gerekir.

İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar.

Bu durumun aleyhinizde sonuçlar doğurmasını önlemek için adres bilgilerinizi mutlaka nüfus müdürlüklerine bildiriniz.

İdari yargı mercilerine verilecek dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunmalıdır.

Aksi halde dava dilekçenizin reddine karar verilebilir.

Dava konusu işlemin tarafınıza yazılı bildirim tarihi

Dilekçeniz davada en önemli aracınızdır.
Gereğinden uzun yazılması, gereksiz ayrıntılara boğulması, çok eski ve davayla ilgisiz geçmişten başlayarak olayın anlatılması davanıza zarar verebilir.

Aynı şekilde gereğinden kısa yazılmış, önemli hukuki noktaları atlanmış bir dilekçe de davanıza zarar verebilir.

Bu nedenle dilekçenizin özenle hazırlanmasını sağlamak sizin sorumluluğunuzdur.

Dilekçe karşı tarafın sayısından bir fazla olacak şekilde düzenlenir ve verilir.
Bir avukatın/hukukçunun yardımını almanız yararlı olacaktır.

Avukat tutmak zorunlu değildir.
Herkes kendisini ilgilendiren konularda dava açmak hakkına sahiptir.

Ancak dava açmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini göz önünde tutmanız gerekir.

Yukarıda maddeler halinde sayılan hususları içeren dilekçenizle ilgili mahkemeye başvurunuz.

Mahkeme görevlileri yatırmanız gereken harç tutarını ve vermeniz gereken posta giderini hesaplayarak size bildireceklerdir. Harcı yatırdığınıza dair makbuzu ve gereken tutarda posta pulunu dilekçeniz ile birlikte teslim ettiğinizde davanız açılmıştır. Size teslim edilecek belgede davanızın görüleceği mahkeme ve davanıza ait “esas numarası” bulunacaktır.

Esas numarası davanın açıldığı yıl ve dosyanın o yıl içinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösteren iki bölümden oluşmaktadır.

Bu aşamadan sonra yapacağınız tüm işlemleri o mahkeme ile ve belirtilen “esas numarası” ile yapmanız gerekir.

Mahkeme sizinle posta aracılığı ile iletişim kuracaktır.

Bu nedenle adresiniz değiştiğinde vakit kaybetmeksizin yeni adresinizi bir dilekçe ile mahkemeye vermeniz gerekir. Adresinizde bulunamadığınız takdirde mahkemenin olası taleplerinden haberdar olamayacağınız için bu talepleri yerine getirmeniz mümkün olmayacaktır.

Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinize, bilinen en son adres olarak tebligat yapılır.

İdarenin dava konusu ettiğiniz işleminin dava sonuçlanıncaya kadar dondurulması anlamına gelir.

Örneğin; evinizin yıkılmasına karar verilmişse ve siz bu kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız idare mahkemesine başvurarak evinizin yıkılmasına dair kararın iptal edilmesini talep edebilirsiniz.
Ancak dava sonuçlanıncaya kadar eviniz çoktan yıkılmış olacağı için davayı kazansanız bile adalet yerine gelmiş olmayacaktır.

Bu gibi durumlarda dava açarken “yürütmenin durdurulmasını” talep etmeniz gerekir.

Dilekçenizin konu kısmına ve talep kısmına mutlaka “yürütmenin durdurulması talebi ile” ibaresini koymanız gerekir.

idari dava
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

İlk Defa Bir Mahkemede Duruşmaya Katılacağım

Duruşmaların sağlıklı yürütülebilmesi için duruşma salonunda önceden belirlenmiş bir düzen vardır ve tüm işler belirli bir usulde gerçekleştirilir.

Mahkeme bir usule göre yürür.

Hakim gerektiğinde size söz verecektir.

Söz sırası size gelmeden veya başkası konuşurken
araya girerek konuşmaya çalışmak yanlıştır.

Mutlaka ifade etmek istediğiniz bir husus varsa, hakimden izin alarak söylemeniz gerekir.

Konuşurken ayağa kalkmanız mahkemeye duyduğunuz saygıyı ifade eder.

Tanık sıfatıyla dinlenilecek olan kişi içeride olup biten olaylardan etkilenmeden, gerçeği doğru biçimde anlatması amacıyla dinleneceği ana kadar salona alınmaz.

Bu nedenle tanığın oturacağı bir yer bulunmamaktadır.

Tanık ifade vereceği zaman, mübaşir seslenerek onu salona çağıracaktır.

İfadesini veren tanık hakim izin verdiğinde gidebilir.

Duruşmalar herkese açık olarak yapılır.
Ancak, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerektirdiği hallerde, örneğin çocuklarla ilgili olaylar, cinsel suçlar, vb.
konulardaki duruşmalar kapalı olarak yapılabilir.

Bu durum önceden belirtilir, salona izleyici alınmaz, içeridekilerin salonu terk etmesi istenir.

Duruşma salonu hakimin idaresi altındadır.
Hakim, salonda düzenin sağlanması için gerekli tedbirleri alabilir hatta salonun düzenini bozan kişiyi disiplin hapsi ile dahi cezalandırabilir.

Salonda bulunduğunuz sırada, başta yargılanan kişiler olmak üzere herkes için çok önemli ve ciddi bir işin gerçekleşmekte olduğunu unutmayınız.

Konuşmayınız, konuşmalar hakkında yorumda bulunmayınız, alkışlamak, yuhalamak gibi hareketlere kalkışmayınız. Salonda cep telefonunuzu kapalı tutunuz.

İçeride fotoğraf ve video çekimi yapamayacağınızı unutmayınız.

Duruşmaların sağlıklı yürütülebilmesi için duruşma salonunda önceden belirlenmiş bir düzen vardır ve tüm işler belirli bir usulde gerçekleştirilir.

Kimin nerede duracağı, kimin ne zaman söz alacağı, salonda kimlerin bulunacağı, kimlerin bulunamayacağı hepsi önceden belirlenmiştir.

Bu nedenle duruşma salonunda düzenin tesisi için bu kurallara uymanız gerekir.

Hakim ve Cumhuriyet savcısı “Kürsüde” oturur.

Normalde bir, heyet halindeki mahkemelerde ise üç hakim kürsüde oturur.
Hakimin sağ tarafında Cumhuriyet savcısı durur.

Hakime göre sağ taraf davacının sol taraf ise davalının yeridir.

Diğer bir ifade ile yüzünüz hakime dönükken sol tarafınız davacının, sağ tarafınız ise davalının yeridir.

Hakimin önünde “mahkeme katibi” yer alır.

Katip, duruşma esnasında gerçekleşen işlemleri hakimin talimatlarıyla tutulan tutanağa geçirir.

Tanıklar katibin önünde yer alan kürsüden konuşurlar.

Tutuklu olmayan sanıklar ve hukuk davalarında davalı ve davacı kendilerine ayrılan yerde durur ve buradan konuşurlar.

Varsa tarafların avukatları yanlarında durur.

Daha açık bir anlatımla herkes oturduğu yerde, ayağa kalkarak konuşur.

duruşma hali
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Kiracılar Ödedikleri Onarım Masraflarını Geri Alabilecekler

Oturdukları yerin bakım ve onarım giderlerini ödeyen kiracılar, dava açarak 5 yıl geriye dönük olarak paranızı alabilecekler.

Oturdukları yerin bakım ve onarım giderlerini ödeyen kiracılar, dava açarak 5 yıl geriye dönük olarak paranızı alabilecekler.

Ankara Batı Adliyesi 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden kiracıları ilgilendiren önemli bir karar çıktı.
Site yönetimi ‘demir kapı yapılması, giriş bariyeri, çıkış kapanı, sulama, bakım ve temizlik için işçi çalıştırılması’ gibi masraflara kiracı olduğu için 50 TL, ev sahibinden de 50 TL olmak üzere toplam 100 TL alınmasına karar verdi.
Bunun üzerine kiracı şahıs hukuka aykırı durum var diyerekten konuyu yargıya taşıdı.
Mahkeme, bakım ve onarım giderlerinin kiracıdan istenmesini, kanuna aykırı buldu.
Bu kararı emsal gösterip, kiracılar 5 yıl geriye doğru ödedikleri paraları talep edebilecek.

kiracıların dikkatine
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Devletinde, belediyenin de diye devam eden sözler suç sayılmadı

Yargıtay, Sanığın, alkollü olarak sokak ortasında “devletinde, belediyenin de …” şeklindeki sinkaflı sözleri üzerine yerel mahkemenin belediye başkanlığı lehine sonuçlandırdığı davayı bozdu.
Bozma kararında, TCK’nın 301. maddesinde sayılan hükmi şahsiyetler dışında hakaret eylemi suç olarak kabul edilemez dendi.

Yargıtay, Sanığın, alkollü olarak sokak ortasında “devletinde, belediyenin de …” şeklindeki sinkaflı sözleri üzerine yerel mahkemenin belediye başkanlığı lehine sonuçlandırdığı davayı bozdu.
Bozma kararında, TCK’nın 301. maddesinde sayılan hükmi şahsiyetler dışında hakaret eylemi suç olarak kabul edilemez dendi.

T.C.
Yargıtay
Ceza Dairesi 4

Tarih : 07-01-2015
Esas Yıl / No : 2013 / 4485
Karar Yıl / No : 2015 / 343
DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın, alkollü olarak sokak ortasında “devletinde, belediyenin de …” şeklindeki  sinkaflı sözlerle hakaret ettiğinden bahisle belediye başkanlığı mağdur olarak kabul edilerek TCK’nın 125. maddesi uyarınca ceza verilmiş ise de; TCK’nın 301. maddesinde sayılan hükmi şahsiyetler dışında hakaret eyleminin suç olarak kabul edilemeyecek olması karşısında, bu eylemin anılan Kanunun 301/1. maddesi kapsamındaki suçu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ: Kanuna aykırı ve sanık M. S. Ö. ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamaye uygun olarak hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

suç yok
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Yargıtay Adli Kontrol Uygulamasında Hak İhlali Var Dedi

Sabah gazetesinin haberine göre, Adli kontrol şartı nedeniyle her gün karakolda imza atan Bora Ceylanoğlu, 3,5 yılın sonunda beraat ettikten sonra hak ihlali gerekçesi ile tazminat davası açtı.
Yerel mahkemenin tutuklu olmadığı gerekçesi ile red ettiği davayı Ceylanoğlu temyiz ederek Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay Ceylanoğlu’nu haklı buldu ve mahkemenin ret kararını bozdu.

Sabah gazetesinin haberine göre, Adli kontrol şartı nedeniyle her gün karakolda imza atan Bora Ceylanoğlu, 3,5 yılın sonunda beraat ettikten sonra hak ihlali gerekçesi ile tazminat davası açtı.
Yerel mahkemenin tutuklu olmadığı gerekçesi ile red ettiği davayı Ceylanoğlu temyiz ederek Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay Ceylanoğlu’nu haklı buldu ve mahkemenin ret kararını bozdu.

3 yıl 6 ay 18 gün boyunca her gün karakola giderek imza atan Ceylanoğlu, 25 Temmuz 2013’te beraat etti.
Suçu olmadığı halde her gün karakola giderek imza vermek zorunda kalmasının ‘hak ihlali’ olduğunu öne süren Ceylanoğlu, Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 10 bin lira maddi 40 bin lira manevi tazminat davası açtı.
Ancak yerel mahkeme; Ceylanoğlu’nun tutuklu olmadığını ileri sürerek bunun hak ihlali sayılamayacağını belirterek davayı reddetti.

Pes etmeyen Ceylanoğlu kararı temyiz ederek Yargıtay’a taşıdı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi Bora Ceylanoğlu’nu haklı buldu.
Adli kontrol koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davasında Ceylanoğlu’nun hak ihlaline uğradığına karar veren daire yerel mahkemenin ret kararını bozdu.

Yargıtay kararında “Adli kontrolün bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünü kısıtladığı bu sınırlama ile kişi özgürlüğünün kısıtlanması olan tutuklama ile arasında bir derece ve yoğunluk farkı olduğu, uygulanan tedbirin davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı oranlılık ilkesinin ihlal edildiği ve kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığına” dikkat çekti.

Yüksek mahkeme Ceylanoğlu hakkında “15 Nisan 2010 tarihinde ilk kararın verilmesine rağmen halen adli kontrol isteminin devam etmesini” kararına gerekçe gösterirken yerel mahkemenin kararını bozdu ve “Davacı yararına makul oranda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini” istedi.

hak ihlali
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Temyiz Nedir

Yargılama esnasında oluştuğunu düşündüğünüz hukuka aykırılıkların tamamını sıra numarası vererek açıkça yazmanız gerekir.

Temyiz; hakkınızda verilen kararın bir kez de üst mahkeme tarafından incelenmesi demektir.

Adli yargıda üst mahkeme Yargıtay, idari yargıda ise Danıştay’dır.

İdare ve vergi mahkemelerinin bazı kararlarına karşı bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.

Yasal süresi içerisinde mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yapılır.

Hakkınızda karar veren mahkemeye verilecek olan bu dilekçede kararı “temyiz ettiğiniz” açıkça ifade edilmelidir.

Bu dilekçede, neden hükmün bozulmasını istediğinizi göstermeniz zorunludur.

Yargılama esnasında oluştuğunu düşündüğünüz hukuka aykırılıkların tamamını sıra numarası vererek açıkça yazmanız gerekir.

Temyiz dilekçesi taraf sayısından bir fazla nüsha halinde teslim edilir

Temyiz incelemesinin amacı yargılama esnasında bir hukuka aykırılık olup olmadığını tespit etmektir.

Her mahkemenin temyiz süresi farklıdır.
Ceza Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gündür.

Asliye Hukuk Mahkemelerinde tebliğden itibaren 15 gün, Sulh Hukuk Mahkemelerinde tebliğden itibaren 8 gün, İcra Hukuk Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden itibaren 10 gün, İş Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden itibaren 8 gündür. İdare ve Vergi Mahkemelerinde temyiz süresi tebliğden itibaren 30 gündür.

Belirtildiği üzere bazı mahkemelerde süre hakim tarafından karar açıklandığında başlarken, bazılarında kararın tebliğ edilmesi ile işlemeye başlar.
Karar temyiz hakkı olan kimsenin yokluğunda alınmış ise temyiz süresi kararın bu kişiye yazılı olarak bildirilmesinden
itibaren işlemeye başlar.

Temyiz süresinde dilekçe vermezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelir.

Yargıtay/Danıştay, ilk derece mahkemesinin verdiği kararı inceler, hukuka aykırı bir husus saptarsa kararı bozar.

Bozulan karar bir kez daha görüşülmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir.

Yargıtay/Danıştay hukuka aykırı bir
husus olmadığı görüşüne varırsa kararı onar.

Böylece karar kesinleşmiş olur.

Halk arasında “Yargıtay’a başvurduğumda haksız çıkarsam karar daha da ağırlaşır” yönünde yanlış bir inanış vardır.
Bu fikir tümüyle yanlıştır.

Yargıtay temyiz edenin aleyhine
karar vermez, cezayı ağırlaştırmaz.

Hüküm sadece sanık tarafından temyiz edilerek bozulmuşsa yeniden yargılama sonucu verilecek ceza, önceki hükümle verilen cezadan daha ağır olamaz.

Ancak unutulmamalıdır ki; katılanın ve Cumhuriyet Savcılığı’nın da temyiz hakkı vardır.

Bunların temyiz başvurusu sonucunda karar sanığın aleyhine bozulabilir.

Temyiz için talep etmek gereklidir.

Bu kuralın bir istisnası vardır.

On beş sene ve daha fazla hapis cezası verilen kararlar temyiz talebi olmasa dahi Yargıtay tarafından incelenir.

Bu durumda olanların dışında tüm dosyalarda temyiz mutlaka davanın taraflarından birisi tarafından talep edilmelidir.

Eğer hükmün açıklanmasından itibaren süresi içerisinde temyiz talebinizi hükmü veren mahkemeye bildirmezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçmiş sayılırsınız.

Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz hakkına sahiptir, sanığın lehine veya aleyhine olarak temyiz yoluna gidebilir.

Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden duruşma açılmadan yapılır.

Ancak bazı yasal şartların bulunduğu durumlarda tarafların talebi üzerine veya yüksek mahkeme tarafından gerek görülmesi halinde temyiz duruşmalı olarak yapılabilir.

Ceza dosyaları temyiz duruşmasına sadece sanık çağrılır.

Tutuklu sanık Yargıtay’da yapılan temyiz duruşmasına katılamaz.

Temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istiyorsanız bu talebinizi temyiz dilekçenizde belirtmeniz gerekir.

temyiz nedir
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Dava Bittikten Sonraki Süreç

Aleyhinde başvurulacak hiçbir kanun yolu kalmayan karara kesinleşmiş karar denir.
Kanun pek basit meselelerde kanun yollarına başvurma hakkını tanımamıştır.

Yargılama işlerinin tamamı büyük bir ciddiyet gerektiren karmaşık süreçlerin sonucudur.

Hukuk düzeni bu süreç içerisinde hatalar yapılabileceğini öngörmüş ve kararın doğruluğunu bir diğer mahkeme aracılığı ile kontrol imkanı getirmiştir.
İtiraz hakkı tanınan kararlara ilişkin olarak ilk derece mahkemelerine, temyiz hakkı tanınmış kararlar hakkında ise üst derece mahkemelerine başvurmak mümkündür.

Yargılama süreci kesinleşmiş karar ile tamamlanır.

Aleyhinde başvurulacak hiçbir kanun yolu kalmayan karara kesinleşmiş karar denir.
Kanun pek basit meselelerde kanun yollarına başvurma hakkını tanımamıştır.

Bu istisnaların dışında tüm kararların bir kez daha gözden geçirilmesini temin için kanun yolları belirlenmiştir.
Bu hakkın süresi içinde kullanılmaması veya kullanıldığı halde ilgili mahkeme incelemesinden geçip reddedildiği durumlarda mahkeme kararı kesinleşmiş hale gelir.

Yargılama sonucunda mahkeme tarafından verilen karar yazılarak taraflara imzalı ve mühürlü olarak verilir.

Bu yazıya “ilam” adı verilir.

İlamın son bölümünde verilen kararın kesin olup olmadığı, karar hakkında hangi mercie kaç günlük bir süre içerisinde başvurma hakkınız olduğu yazılır.
Karar ancak bu belirli süre içerisinde davanın tarafları kanun yollarına başvurmazsa kesinleşir.
Hukuk mahkemelerinde karar aleyhine kanun yollarına başvurulabilmesi için kararın taraflara tebliği gerekir.

Gerekçeli kararın yazılmasından sonra karar harcının ödenmesi ile kararın taraflara tebliği ile kesinleşmesi için gerekli süre işlemeye başlar.

Öte yandan iş mahkemeleri ve ceza mahkemelerinde taraflar kararı öğrendiğinde süre işlemeye başlar.

Eğer karar karşı tarafın yüzüne okunmuşsa o tarihten, değilse tebligattan itibaren işlemeye başlar.

İdare mahkemesi de kararı taraflara tebliğ edecektir.

Bu mahkemelerde ayrıca bir işlem yapmanıza gerek yoktur.

Kararı veren mahkeme kalemine başvurarak kararın kesinleşip kesinleşmediğini öğrenebilirsiniz.

Temyize tabi kararlarda karar aleyhine temyiz yoluna başvuru olmamışsa veya temyiz incelemesi sonucu karar onaylanmışsa mahkeme kalemi ilgili kararın üzerine “kesinleşme şerhi” denilen bir açıklama yazar.
Bu şerh kararın kesinleştiğini bildirir.

dava bitti
Ağca Hukuk ve Danışmanlık

Sulh Olmak Hakkında

Avukatınız aracılığı ile sulh olduğunuzda hiç mahkemeye gitmeden ve dolayısıyla hiçbir harç-dava masrafı ödemeden dava konusu uyuşmazlığı ilam niteliğinde bir belge ile sonuçlanabilir.

Davanın taraflarının aralarında anlaşarak yargılamanın bitmesini
sağlaması demektir.

Sulh size dava sonunda elde edeceğiniz sonucu; bu uzun ve masraflı yolu geçmeden almanızı sağlayan bir araçtır.

Ödeyeceğiniz mahkeme harçları azalacaktır.
Mahkemenin ilk aşamasında sulh olursanız dava bittiğinde ödeyeceğiniz harçların sadece üçte birini ödersiniz.

İlk duruşma yapıldıktan sonra sulh olursanız üçte ikisini ödersiniz.
İlk duruşmadan önce sulh olursanız karşı tarafa ödeyeceğiniz avukatlık ücreti yarı yarıya düşer.

Dava boyunca yapmak zorunda kalacağınız tüm masraflardan ve mahkeme nedeniyle diğer işlerinizden kısıp adliyeye ayırmak zorunda kalacağınız zamandan da tasarruf etmiş olursunuz.

Mahkeme kararını icraya koymak zorunda kalmayacağınız için bu masraflardan da kurtulmuş olursunuz.

Sulh ancak tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri konularda mümkündür.

Daha açık bir ifadeyle; taraflar dava açmak yerine o konuda bir sözleşme yapabiliyorlarsa davayı da sulh yoluyla bitirebilirler.

Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda örneğin ceza davalarında, nüfus kaydına ilişkin davalarda veya çocukların velayetine ilişkin davalarda sulh mümkün değildir.

Ancak hukuk davalarında özellikle Aile Hukukuna ilişkin konularda mahkeme tarafların vardıkları anlaşmaları dikkate almaktadır.

Böylece yargılama daha kısa sürmekte ve daha az masraflı olmaktadır.

Dava açmak uzun sürebilecek ve belirli masraflara katlanmayı gerektiren bir süreçtir.

Sulh size dava sonunda elde edeceğiniz sonucu; bu uzun ve masraflı yolu geçmeden almanızı sağlayan bir araçtır.

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre 2000 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması
ortalama 209 gün almıştır.

Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir.

Örneğin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde bir dava ortalama 514 günde, Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde, İş Mahkemesinde 466 günde tamamlanmakta iken Aile Mahkemesinde 165 günde, Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmaktadır.

Avukatınız aracılığı ile sulh olduğunuzda hiç mahkemeye gitmeden ve dolayısıyla hiçbir harç-dava masrafı ödemeden dava konusu uyuşmazlığı ilam niteliğinde bir belge ile sonuçlanabilir.

sulh olmak
Ağca Hukuk ve Danışmanlık